![]()
A. MÖNÜ KAVRAMI
Mönü yabancı bir kelime olmasına rağmen, günlük hayatımızda çok
kullanılmaktadır. Mönü deyince hemen herkesin aklına ilk gelen şey, yiyecek
birşeylerdir. Fransızca bir kelime olan mönü, gastronomi dilinin ortak bir
terimi olup, birçok dilde aynı şekilde yazılmakta ve aynı anlamda
kullanılmaktadır. "Günün Mönüsü", "Mönü Seçenekleri", "Mönü Kartı" gibi ifadeler
ülkemiz restoranlarında da son derece yaygın olarak kullanılmaktadır.
Mönü kelimesinin neyi ifade ettiğini anlamak için günümüzde değişik sınıflardan
restoranlarda mönü adı altında servis edilen yemekler gurubunu incelemek
gerekir. Çünkü mönü, oralarda hazırlanır, servis edilir ve insanlar oralarda
mönünün sadece sözüyle değil, kendisiyle karşılaşırlar. Mönüyü duyarlar,
okurlar, görürler, bizzat yiyerek faydalanırlar.
Restoranlarda servis edilen mönüler değişik yemeklerden meydana gelirler. Mönüyü
meydana getiren yemeklerin cinsi, hazırlanış ve servis ediliş şekilleri
milletlere, mevsimlere ve restoranlara göre değişir. Her ülkenin kendine has bir
mutfağı olduğu gibi, her mevsimde pişirilecek yemekler de farklıdır. Bir
mevsimde bol veya lezzetli olan bir besin maddesi başka bir mevsime uymayabilir.
Bir ülkede severek yenilen bir besin maddesi bir başka ülkede üretilmediği için,
bilinmediği için tüketilmez. Bazılarının kıymetli yemeği başkaları için inançlar
sebebiyle yasak olabilir.
Ülkemizde ve batı
ülkelerinde değişik sınıflardan restoranlarda servis edilen mönüleri
incelediğimiz zaman karşımıza şu iki örnek çıkar:
1) Çorba, Ana yemek, Tatlı
2) Ordövr, Ana
yemek, Peynir
Bu iki örnek, milletlerin kendilerine has karakteristik mönüleri dışında
dünyadaki belli başla iki mönü tipidir. Çorba, ona yemek ve tatlıdan meydana
gelen mönü tipi, Türk mutfağına has bir mönü sıralamasıdır. Yurdumuzdan başka
orta ve kuzey Avrupa ülkeleriyle birçok Asya ve Afrika ülkelerinde de yaygın bir
mönü tipidir.
İkinci tip mönü ise Fransız mutfağının karakteristik yemek sıralamasıdır. Bu tip
mönüde yemek, iştah açan sıcak veya soğuk yemeklerden bir veya birkaçı ile
baştan karın doyuran, insana gerekli besinleri sağlayan ana yemek ve
garnitürleriyle devam eder: mideyi bastırıcı, tokluk hissi veren ve hazmı
kolaylaştıran peynir veya peynir çeşitleriyle son bulur. Bu mönü de yer yüzünde
çok yaygındır.
Bilinçli olarak hazırlanan mönüde, yukarıda belirtilen yemek gruplarından gelişi
güzel yemekler alınmaz. Mesela, hiçbir zaman "Tavuk Suyu ile Şehriye Çorbası,
Tavuk Haşlama, Tavus göğsü" mönü olarak servis edilmez. Bir başka örnek daha
verelim: "Lahana Çorbası, Kıymalı Kapuska. Elma Kompostosu". Burada da hep sulu
yemekler bir araya getirilmiştir. Ya da "Yoğurtlu Mantı. Talaş Böreği. Baklava".
Bu yemekler grubunda ise üç çeşit yemeğin hepsinin ana maddesi undur. Yukarıda
verdiğimiz çeşitli örnekler insanların beslenme ihtiyaçlarını tam olarak
karşılamazlar. Tek tip besin maddelerini içerdiklerinden dengesiz bir beslenmeye
yol açarlar. Bazıları hiç tokluk hissi vermezken, bir diğeri sadece hamur
işlerinden meydana geldiği için hazım güçlüğü da doğurur. Görülüyor ki, her
"çorba, ana yemek, tatlı veya ordövr, ana yemek peynir"den meydana gelen
yemekler gurubuna mönü diyemeyiz.
Mönü hem yukarıdaki guruplardan seçilmiş yemeklerden meydana gelmeli hem de.
mönüyü meydana getiren yemekler birbirleriyle uyumlu olmalıdır. Mönüyü meydana
getiren yemekler, onu alan kişinin çok yönlü besin ihtiyacını karşılamalıdır.
Bir yemekler gurubuna mönü diyebilmek için onda aranacak bir başka özellik da
mönüyü meydana getiren yemeklerin servis sırasına göre dizilmesi ve bu sıraya
göre servis edilmesidir. Servis sırası insanların alıştıkları, onların iştahını
açan. bir biri ardına rahatça ve istenerek yenen, hazmı kolaylaştıran bir sıra
olmalıdır. Bu sıraya uyulmaz, yemekler ait oldukları yer ve zamanda servis
edilmezlerse, birbirleriyle iyi uyuşsalar bile onlara mönü demek doğru olmaz.
Meselâ Fırın
sütlaç, Kuzu pirzola, sebze çorbası yukarıda bahsedilen mönü örneklerinden
seçilmiştir. Fakat servis sırası hatalıdır. Bu yüzden bu yemekler gurubuna mönü
diyemeyiz. Esasen saydığımız üç yemek birbirleriyle uyuşurlar, insanın ihtiyacı
olan besinleri içerirler ve genelde severek yenirler. Fakat sıralama hatası
olduğu için mönü olarak nitelemek yanlış olur. Servis sırası insanların yemek
zevklerine ve hazım organları üzerindeki etkilerine ters olarak
sıralanmışlardır. Önce fırın sütlaç yiyen kimsenin iştahı kapanır, diğer
yemekleri yiyemez. Bu da hem misafirin beslenmesini engeller, hem de işletmenin
gelirini azaltır. Yanlış sıralama, mönüyü alan kişi için bir zevk olmaktan çıkar
ve yemek adeta bir eziyete dönüşür. Kısacası, uygun bir sıra ile servis
edilmeyen yemekler misafiri üzer ve vücudu için gerekli besinleri almasını
engeller.
Oysa mönü hazırlayıp servis etmenin amacı, onu alan kişinin beslenme ihtiyacını
karşılamaktır.
Buraya kadar mönünün ne olmadığını açıkladık. Şimdi de "Mönü nedir?" sorusunu
cevaplandıralım:
Mönü kelimesi Fransızcadan dilimize geçmiş olup, sözlük anlamı detay, ayrıntı
demektir. Yani herhangi bir bütünü meydana getiren parçacıklar, bölümler, alt
bölümler mönüdür. Herhangi bir konu hakkında ana başlıkların, bu başlıklar
altında incelenen alt başlıklar ve diğer ayrıntıların bir sistem dahilinde
dizilmiş hali de bir mönüdür.
Gastronomide mönü değişik anlamlarda kullanılmaktadır: Genel Anlamda Mönü:
Yiyeceklerin özelliklerine göre guruplar halinde toplanmaları ve servis sırasına
göre dizilmeleridir. Meselâ, yiyecekler çorbalar, iştah açıcı yemekler, et
yemekleri, balık yemekleri, sebze yemekleri, çevirmeler (rötiler), tatlılar vb.
gibi genel guruplara ayrılırlar. Bu genel guruplar da yemekte servis
edilecekleri sıraya göre dizilirler. İşte yemeklerin servis sırasına göre
dizilmiş haline mönü denir.
Özel Anlamda Mönü: Günün herhangi bir öğününde veya herhangi bir sebeple
düzenlenen yemekte belli bir sıra dahilinde servis edilecek, birbirleriyle
uyumlu yemekler gurubudur. Bir öğle yemeğinde servis edilecek, usulüne uygun
olarak hazırlanıp dizilmiş yemekler grubu o öğünün mönüsünü meydana getirir.
Herhangi bir öğünün mönüsünden bahsedildiği zaman, o öğünde servis edilecek,
birbiriyle uyumlu yemeklerin belli bir sıra dahilinde dizilmiş hali anlaşılır.
Mönü hazırlanması çok eski çağlara dayanır. Tarihin eski çağlarında bile
insanlar yiyecekleri bir sıraya dizmişler ve öyle servis etmişlerdir. Fakat
bunun misafirlere duyurulması sözlü olarak yapılmıştır. Eski Roma'da da mönü
sözlü olarak duyurulurdu. Hatta ziyafetlerde teşrifatçı başı denilen bir görevli
bulunurdu. Bu kişi sadece misafirleri karşılayıp salona almakla yetinmezdi.
Servis başlarken yüksek sesle bağırarak hangi yemeğin servis edileceğini
bildirirdi. Bu iş her yemeğin ve içeceğin servisinden önce tekrarlanır, böylece
mönü misafirlere duyurulurdu.
Bunun benzeri bir usul küçük lokantalarda halen uygulanmaktadır. Misafir masaya
oturduğu zaman garson, çorbalardan başlayarak lokantada servis edilen yemekleri
sırasıyle sözlü olarak sayar. Misafir de sayılan yemeklerden istediğini sipariş
eder.
İlk yazılı mönüyü 1541 yılında Brunsvvik Dükü Sir Henry hazırlamıştır.
Başlangıçta bir tabela şeklinde hazırlanan mönüler salon dışında bir yere
asılmıştır. Yemeğe gelenler daha içeriye girmeden mönüyü inceleme imkânı
bulmuşlardır. Daha sonraları mönü salon içinde çeşitli yerlere asılmaya
başlamıştır. Günümüzde de bu usul küçük işletmelerde uygulanmaktadır. Belediye
İktisat Müdürlüğü ve ilgili meslek kuruluşu tarafından tastiklenen bu mönüde
işletmenin sınıfı ve cinsi, yemeklerin isimleri, porsiyon gramajları ve
fiyatları yazılıdır.
Tarih boyunca insanlar sadece beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için yiyip
içmemişlerdir. Bunun yanında çok çeşitli sebeplerle bir araya gelmişler, yemek
masasında buluşmuşlar ve kendilerini masa etrafında toplayan sebebe uygun olarak
yemekler yemişlerdir.
Bir araya gelme
sebeplerine ve yemeklerin servis edildiği çağlara, mönünün içerdiği yemeklere,
fiyatlarına ve günün değişik öğünlerine göre mönüler çeşitlendirilmiştir. Bu
çeşitleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Çağlara Göre Mönü
Çeşitleri:
Yiyeceklerin gruplandırılışı ve servis ediliş sıralan tarihin değişik çağlarında
farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklara göre menüleri iki genel gruba
ayırabiliriz:
a. Klasik Mönü:
20. yüzyılın ilk yansına kadar olan süre içinde yemeklerin gruplandırılışı ve
servis sırasını gösteren mönüdür. Uzun yıllar sonunda yemekler gruplanmış, her
gruba giren yemekler belirlenmiş ve bunlar insanların damak zevkine, yemek
kültürüne ve beslenme ihtiyaçlarına göre bir sıraya dizilmiştir.
b. Modern Mönü:
20. yüzyılın ikinci yansından itibaren, insanların yemek kültüründeki ve
beslenme şeklindeki değişikliklere paralel olarak geliştirilmiş mönüdür. Bu
mönüde yemekler klasik mönüye göre daha az sayıda gruplarda toplanmış ve servis
sırasına dizilmiştir.
2. İçerdiği Yemeklere ve
Fiyatlandırma Şekline Göre Mönü Çeşitleri:
Mönüler bazen belli ve değişmez çeşitlerden meydana gelebilir. Hatta bir takım
işletmeler mönü ile birlikte alınacak içecekleri ve miktarlarını da belirtirler.
Mönünün fiyatı da tabii ki bu özelliklerine göre değişir. İçerdikleri yemeklere
ve fıyatlarına göre mönüler aşağıdaki çeşitlere ayrılırlar:
a. Tabldot Mönü:
Tabldot mönü otelcinin masasında servis edilen mönü demektir. Eskiden otelde
kalan misafirler otelci için pişirilen yemekleri, onun masasında ve onunla
beraber yiyebilirlerdi. Mönünün ismi bu gelenekten kaynaklanmaktadır. Günümüzde
otelcilik gelişmiş ve büyümüştür. Otelci ile misafirin karşılaşması ve aynı
masada yemek yemesi mümkün değildir. Fakat herkes için bir mönü hazırlanıp
servis edilmesi alışkanlığı sürmektedir. Kışlalar, hastaneler, otellerdeki
seminerlerde bu mönü halen uygulanmaktadır.
Tabldot mönüler belli dönemler için hazırlanıp mevsim özelliği değişene kadar
periyodik olarak tekrarlanabilir. Mönülere numara verilir. Sıra ile her gün bir
mönü servis edilir. Son mönüden sonra tekrar başa dönülür. Bu uygulamaya
devreden mönü veya devirli mönü (cycle mönü) denir.
b. Fix Mönü:
Mönü fiyatına içecek cins ve miktarının da dahil edildiği bir çeşit tabldot
mönüsüdür. Yemekler aynı olmakla beraber içeceklerin cins ve miktarları
değişebilir. Bunların ne olabileceği mönüde belirtilir. Kişi başına 2 alkolsüz
içecek, 2 bira veya 17 el. rakı, cin. votka ya da şarap vb.
c. A la Carte (Alakart) Mönü:
Kart usulü, kana göre anlamına gelir. Bu usulde, restoranda servis edilen
yiyecekler klasik mönüdeki sıraya göre yazılarak karşılarına gramaj ve fiyatları
belirtilir. Misafirler kartı inceleyerek istedikleri yemekleri sipariş ederler.
Fiyat olarak da neleri yemişlerse onların ücretini öderler. Bu usulde bir çok
yemekler misafir sipariş verdikten sonra hazırlanır.
3. Servis Edildiği Öğünlere Göre Mönü Çeşitleri:
İnsanlar besin ihtiyaçlarını günün değişik saatlerinde ve değişik karakterler
gösteren yiyeceklerle karşılarlar. Mönüler de servis edildikleri öğüne göre
farklı yiyeceklerden meydana gelir ve değişik isimler alırlar. Servis
edildikleri öğünlere göre mönü çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz:
a. Kahvaltı Mönüsü:
Genel olarak sabahlan saat 07.00 ile 10.00 arasında servis edilen, kahvaltılık
yiyecekleri ve içecekleri kapsayan mönüdür. Her ülkenin kendine has kahvaltı
mönüsü vardır. S tandan olarak belirlenen kahvaltı mönüsüne ek olarak, misafirin
isteğine uygun başka yiyecekler de servis edilebilir. Kahvaltı mönüsü genel
olarak vücudun sabah saatlerinde ihtiyaç duyduğu enerjiyi kısa sürede verecek,
kolay hazmedilir yiyeceklerden meydana gelir. Mönünün bu özelliği çay, kahve
gibi uyarıcı içeceklerle de kuvvetlendirilir. Kahvaltı mönülerinde tere yağı,
bal, reçel çeşitleri, çay veya kahve bulunması bunun en güzel örneğidir.
b. Öğle Yemeği Mönüsü:
Her gün öğle saatlerinde (saat 12.00-15.00 arasında) servis edilen menüdür.
İnsanlar öğleden sonra da işlerine çalışacakları için kolay servis edilen, kolay
hazmedilen, besin değeri yüksek fakat hazmı kolay yemeklerden meydana gelir.
c. Brunch
Mönüsü:
Pazar günleri veya geç vakitlere kadar devam eden kutlamaları takip eden tatil
günlerinde kahvaltı ve öğle yemeğini içine alan mönülerden.
Tatil günleri geç
saatlere kadar uyuyan insanları kahvaltısız bırakmamak, akşamlan vakti
olmayanlara da öğle saatlerinde eğlenme fırsatı vermek için düzenlenip servis
edilir. Brunch mönüsü, hazırlanış ve servis ediliş sebebine uygun olarak
kahvaltılık ve öğle yemeğinde yenmesi alışılmış olan yiyeceklerden meydana
gelir. Brunch mönüleri genellikle açık büfede misafirlere sunulur. Servis saati
11.00 ile 15.00 saatleri arasıdır. Misafirler bu süre içinde hem yemeklerini
yerler hem de müzik dinleyip dans edebilirler. Brunch mönüsü kahvaltılıklar,
çay, kahve, meyve suyu, yumurta çeşitleri, hamur işleri, etlerden ve hafif
tatlılardan meydana gelir.
d. Akşam Yemeği Mönüsü:
Aksamları saat 19.00-22.00 arası servis edilen mönüdür. Genellikle bir çorba ile
başlayan bu mönü için daha fazla zaman ayrılır. İnsanların sadece beslenmek için
değil, aynı zamanda dinlenmek, stres atmak, çeşitli konularda sohbet etmek için
sofraya geldikleri zaman servis edilir. Bu sebeple daha dikkatli hazırlanmalı ve
çok iyi servis edilmelidir.
e. Supe Menusu:
Supe uzun süren balolarda, suarelerde, sinema veya tiyatro çıkışlarında alınan
mönüdür. Supenin özelliği gecenin geç saatlerinde veya sabahın ilk saatlerinde
alınmasıdır. Bu yüzden supe menusu genelde soğuk yiyeceklerden meydana gelir.
Soğuk yemeklerden maksat, zeytinyağlı sebzeler vb. değil, küçük sandviçler,
salam, sucuk, jambon, rozbif, tavuk söğüş vb. yiyeceklerdir. Sıcak bir çorba da
supe mönüsünde yer alabilir.
Supe masada alınabileceği gibi büfe şeklinde de düzenlenebilir. Bazı
toplantılarda supe için ayrı bir salon ayrılır. Gece belli bir saatten sonra
isteyenler bu salona geçip büfeden seçecekleri yiyecekleri yerler ve tekrar
eğlence salonuna geçerler. Supe mönüsü servisi belli saatlerde olabileceği gibi,
gece yarısından itibaren toplantının bitimine kadar da sürebilir.
3. Hazırlanış Sebeplerine
Göre Mönü Çeşitleri:
İnsanları günün değişik saatlerinde masa başında toplayan çok çeşitli sebepler
vardır. Bu sebeplere göre mönüler de bir takım özellikler gösterirler. Mönüler
hazırlanırken, toplantının sebebi sorulur ve ona uygun mönüler hazırlanır.
Hazırlanış sebeplerine göre mönüleri şöyle sıralayabiliriz:
a. Doğum Günü
Yemeği Mönüsü
İnsanların dünyaya geldikleri günü kutlamak için düzenledikleri yemeklerin
mönüsüdür. Doğum günü kutlamasına katılacak kişilerin yaşlarına, kutlama
sırasındaki eğlence çeşidine göre farklı yiyecek ve içeceklerden meydana gelir.
Bütün doğum günü mönülerinin ortak özelliği doğum günü pastası bulunmasıdır.
Mönüde pastanın servisine özel bir dikkat gösterilir. Pasta üzerine doğum günü
kutlanan kişinin yaşını ifade eden mumlar dikilir. Servisten hemen önce yakılan
mumlar, doğum gününü kutlayan kişi tarafından üfleyerek söndürülür. Pastayı bu
kişi kendisi keser veya bir dilim kestikten sonra işi görevlilere devreder.
b. Nişan Yemeği Mönüsü:
Nişanlanan kişilerin bu olayı başkalarına duyurmak ve kutlamak için
düzenledikleri törende servis edilen mönüdür. Sıra dışı yemekler ve nisan
pastasından meydana gelir. Burada da önemli yemek nişan pastasıdır. Özel bir
arabayla ve şovla salona getirilen Nişanlılar salon ortasına gelip pastayı
keserek birbirlerine birer lokma ikram ederler. Daha sonra görevliler pastayı
keserek misafirlere servis eder.
c. Düğün Yemeği Mönüsü:
Evlenen kişilerin nikâhtan sonra verdikleri öğle veya akşam yemekleri için
hazırlanan mönüdür. Öğle saatlerinde verilen düğün mönüsünde, diğer Öğle
yemeklerinde olduğu gibi hazmı kolay hafif yemekler tercih edilir. Akşam
yemeklerinde ise miktar olarak bol ve ucuz yemekler yerine kaliteli, iyi
hazırlanmış ve süslenmiş seçme yemeklerden meydana gelen bir mönü
hazırlanmalıdır. Müşterek hayatın her safhasında hatırlanacak olan bu yemekte de
önemli yemek düğün pastasıdır. Büyük ve gösterişli bir pasta düğün mönülerinin
vazgeçilmez yiyeceğidir.
d. İş Yemeği Mönüsü:
İş konularını konuşmak üzere sofraya oturan veya bu konulan konuşurken yemek
molası vermiş kişiler için hazırlanan mönüdür. Kolay hazmedilen, fazla ağır
soslu ve aşın baharatlı olmayan yiyeceklerden meydana gelir. Çünkü bu mönüyü
alan kişiler yemek sonrası görüşmelerine devam edeceklerdir.
Akşamlan verilen ve az sayıda misafirin katıldığı iş yemeği mönüleri daha zengin
olabilir.
e. Kutlama
Yemeği (Gala) Mönüleri:
Mezuniyet, jübile, herhangi bir yansı kazanma, bir topluluğa katılma, seminer,
sergi, fuar kapanışı, gibi olaylar sebebiyle verilen yemeklerin mönüleridir. Bu
mönüler olayın cinsine göre değişik yemeklerden meydana gelirler. Yemeği
düzenleyen kişilerin veya kuruluşun alışılmış yemekleri varsa bunlar mutlaka
kutlama yemeği mönüsünde yer almalıdır. Gala mönüleri alışılmışın dışında zengin
ve değerli yemek çeşitlerinden meydana gelir.
f. Kulüp ve Dernek Yemeği Mönüsü:
Değişik amaçlı kulüplerin ve derneklerin zaman zaman düzenledikleri yemekli
toplantıların mönüleridir. Her derneğin kendine has yemekleri mönülere konur.
Meselâ avcılar kulübünün yemeğine av eti yemeklerinin bulunması, balıkçıların
yemeğinde balık, çeşitli deniz ürünleri yemeklerinin bulunması gerekir. Hamın
kulüplerinin yemeklerinde hamur işlen, fazla baharatlı, ağır soslu ve fazla
tatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
g. İftar Yemeği Mönüsü:
Bütün gün hiç bir şey yiyip içmemiş kişilere verilecek yemeğin mönüsüdür. Fazla
aç kişilerin midesini yemeği alıştırmak, açlıklarını azaltmak için önce
kahvaltılıklar, salatalar, soğuk etler ve salamlar mönüde yer almalıdır. Daha
sonra akşam yemeği mönüsü gibi çorba, ana yemek ve dessertler servis
edilmelidir. Susuzluk veren ve kokusuyle başkalarını rahatsız edecek soğanlı,
sarımsaklı, aşırı baharatlı yemeklerden kaçınılmalıdır. Yemek süresince su ve
çeşitli şerbetler, yemekten sonra ise kahve mönüde yer almalıdır.
h. Noel ve Yılbaşı Mönüsü:
Hristiyan misafirlerin 25 aralık öğleyin yiyecekleri yemek için hazırlanan mönü
Noel mönüsü, 31 Aralık aksamı eski yılın bitip, yem yılın başlaması
münasebetiyle verilen yemeğin mönüsüne de yeni yıl mönüsü denir. Noel mönüsü
genel olarak kıymetli soğuk ordövrler, konsome. hindi kızartması ve Noel
pastasından meydana gelir. Hindi yerine kaz da verilebilir.
Yıl başı mönüsü de Noel mönüsüne benzer. Kutlama uzun sürdüğü için yemek çeşidi
daha fazla olabilir. Geç saatlerde supe olarak sandviçler veya çorba servis
edilir. Genellikle yıl başı mönüleri kıymetli ordövrlerin yer aldığı ordövr
tabağı, konsome, sıcak ordövr balık veya bir antre, herhangi bir sorbe (şerbet,
şurup), kaz, hindi veya fileto kızartması, salata, yıl başı pasta veya
tatlısından meydana gelir.
B. KLASİK MÖNÜ
Tarihin her döneminde insanlar yiyeceklerine önem vermişlerdir. Hatta hayatın
başlangıcından günümüze kadar insanoğlunun en önemli uğraşı yiyecek bulmaktır
diyebiliriz. Çünkü insanın diğer bütün uğraşları ancak ve ancak yemekle
mümkündür. Beslenmeyen bir kimse yaşayamayacağı için kendisinden beklenen diğer
hiçbir fonksiyonu yerine getiremez. Çünkü hiçbir canlı beslenmeden yaşayarak
kendisinden beklenenleri yapamaz. İnsanoğlu yüzyıllar boyunca yiyecek bulmak ve
bunları hem beslenme ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak, hem de damak
zevkine en iyi hitap edecek şekilde hazırlayıp sunmakla uğraşmıştır. Bu uğraş
geçmişte olduğu gibi günümüzde de devam etmektedir ve gelecekte de uğraşların en
önemlisi olarak devam edecektir.
Tarihe baktığımız zaman insanların değişik zamanlarda farklı şekilde
beslendiklerini, yaşadıkları coğrafi bölgelere göre değişik yiyecekler
yediklerini görürüz. Zamana göre yemeklerin cinsleri ile birlikte miktarları ve
kaliteleri de değişmiştir.
Çevre yemek cinslerinin belirlenmesinde çok önemli bir etken olmuştur. İnsanlar
eski çağlarda yalnızca yakın çevrelerinde bulabildikleri yiyecek maddelerinden
yemekler yapmışlar ve onları yemişlerdir. Medeniyet ve teknik ilerledikçe
çevreleri genişlemiş ve buna paralel olarak da yiyeceklerin hazırlanmasında
kullandıkları ham maddeler çeşitlenmiştir.
Yiyecek maddelerin seçilmesinde ve hazırlanmasında zaman da önemli bir etken
olmuştur. Yemek için gerekli zamanı ayıramayan kimseler kolay hazırlanan ve
çabuk servis edilen yiyecekler aramışlardır.
Yemek kültürünün meydana gelmesinde, yiyecek maddelerinin seçilmesinde ve
hazırlanış usullerinin yaygınlaşmasında toplumların maddî durumları her zaman
etkin olmuştur. Zengin toplumlar bol ve kıymetli besin maddelerinden oluşan
mönüler hazırlamışlardır. Maddî durumları daha zayıf olanlar yiyecekleri de
fiyat ve kalite olarak daha düşük olmuştur.
Yukarıda belirttiğimiz konulara 1600'lü yıllardan itibaren Fransa'da çok önem
verilmiştir. Kralların ve soyluların mutfaklarında yemek çeşitleri bulmak, nefis
yemekler hazırlamak ve servis etmekle görevli özel kadrolar çalışmıştır. Zamanla
oluşan yemekler bütün dünyada büyük beğeni kazanmıştır. Diğer ülkeler de Fransız
mutfağının etkisi altında kalarak yiyecek maddelerini onlarınki gibi
gruplandırmış ve bu grupları da Fransa' da olduğu gibi sıraya dizmişlerdir.
Uzun yıllar Fransa' da ve onlardan etkilenen diğer ülkelerde yerleşmiş olan
yiyecek grupların ve bu grupların servis sırasına klasik mönü denmiştir. Bir
başka ifade ile klasik mönü, yemek gruplarının servis sırasına göre dizilmiş
şeklidir.
Klâsik Mönüde
Yemek Sırası:
1. Soğuk ordövrler (Hors-d'oeuvre froid)
2. Çorbalar (Potages)
3. Sıcak Ordövrler (Hors-d'oeuvre chaud)
4. Balıklar (Poisson)
5. Et Yemekleri (Grosse piece)
6. Sıcak Antreler (Entree chaude)
7. Soğuk Antreler (Entree trolde)
8. Şerbetler (Şuruplar) (Sorbet)
9. Rotiler (Kızartmalar) (Röti)
10. Salatalar (Salade)
11. Sebzeler (Legume)
12. Tatlılar (Entremet)
13. Savoriler (Savoury)
14. Dessertler (Dessert)
Klasik mönüyü meydana getiren 14 yemek grubunun her biri bir çok yemekten
meydana gelmiştir. Bunlar sayılamayacak kadar çok ve çeşitlidir. Ülkelerin ve
bölgelerin özel besin maddelerini de dikkate alırsak her gruba girebilecek yemek
sayısının çokluğu hakkında daha iyi bir fikir sahibi olabiliriz.
Bir fikir vermesi bakımından her grubu teker teker ele alarak, bu gruba giren
yemeklerden bazı örnekler verelim:
1. Soğuk Ordövrler: Ordövr Fransızca bir kelime olup; eser dışı, işletme
dışı gibi anlamlar taşır. Gastronomide ordövr ise menü başında, menü öncesi
alınan yiyecekleri ifade eder.
Soğuk ordövrler adından da anlaşılacağı üzere pişirilip hazırlandıktan sonra
soğutulan ve soğuk olarak servis edilen yiyecekler bu grubu oluştururlar. Soğuk
ordövrlere örnek olarak şu yiyecekleri sayabiliriz: Zeytinyağlı enginar,
kuşkonmaz, zeytinyağlı dolmalar, sebze salataları, naturel istiridye, soğuk
istakoz, böcek, havyar, karides kokteyl, karides salatası, istakoz kokteyl,
deniz mahsulleri kokteyli , mayonezli tavuk salatası, tavuk jölesi, balık
jölesi, yumurta dolması, salamlar, sucuk, jambon, füme etler, füme balıklar,
lakerda, kavun ve avokado gibi meyveler.
2. Çorbalar: Sıcak ve soğuk olarak alınan sulu yiyeceklerdir. Fiziken
mideyi ve diğer hazım organlarını, ruhen de insanı yemeğe hazırlarlar. Çeşitli
et suları (dana bulyon), tavuk suyu (tavuk bulyon), konsomeler (sade konsome,
konsome Colbert, konsome royal, konsome xavier, konsome oxtail vb.) balık
çorbaları, kremalı çorbalar (kremalı mantar çorbası, kremalı domates çorbası,
kremalı karnabahar çorbası, kremalı tavuk çorbası vb.) diğer taneli çorbalar,
püreli çorbalar, sebze çorbaları.
3. Sıcak Ordövrler: İştah açıcı küçük sıcak yiyeceklerdir. Bunlar klasik
mönüdeki yerlerinde olduğu gibi çorbadan sonra olduğu gibi, hemen soğuk
ordövrlerin ardından da servis edilebilirler. Peynirli veya kıymalı sigara
böreği, muska böreği, patates kroket, balık kroket, tavuk kroket, sıcak
kanepeler, mantarlı tartalet, tavuklu tartalet, kaşar pane, mititer köfte, sosis
tava, ciğer tava vb.
4. Balıklar: Ana yemek olarak hazırlanmış, gösterişli olarak
garnitürlenip süslenmiş balık yemekleri bu bölümde incelenir. Balıklar tatlısı
veya tuzlu su balığı olabilirler. Tava, ızgara, haşlama, pane şeklinde
hazırlanır ve çeşitli garnitürlerle servis edilirler. Ala balık buğulama,
alabalık tava, levrek buğulama, pane levrek filetosu, bademli turna balığı.
Tavada dil balığı, kılıç şiş, orkinos ızgara vb. bu grupta sayılabilecek belli
başlı balık yemekleridir.
5. Et Yemekleri: Klasik mönüdeki et yemekleri sığır, dana, koyun, kuzu,
domuz ve av etlerinden hazırlanan büyük parçalar halindeki yemeklerdir. Büyük
parça (grosse piece - gros pus; yemekler servisten önce tranş edilirler ve
çeşitli soslarla birlikte servis edilirler. Hazırlanış usullerine göre çeşitli
patates, pilav ve sebze garnitürleri ile zenginleştirilirler. Bonfile
Wellington, bonfile Richelieu, İtalyan usulü sığır budu 'Manzo Brasato", dana
rosto, Clamart usulü dana, dana böbrek sarması, sıcak rozbif, geyik sini, dana
haşlama gibi yemekler bu grup için güzel örneklerdir.
6. Sıcak Antreler: Entree (antre) giriş, başlangıç yemekleri için
kullanılan bir ifadedir. Sıcak olarak hazırlanan ve kızartmadan önce, sıcak
olarak servis edilen yemeklerdir. Bu gruptaki yemeklere örnek olarak şunları
sayabiliriz: peyir sufle, balık sufle, piliç sufle, ıspanak sufle, patates
sufle, tepsi börekleri, talaş böreği, su böreği, tavuklu volavan, mantarlı
volavan, pilavlar, raviyoli, et sote, böbrek sote, çeşitli yahniler, file minyon
vb.
7. Soğuk Antreler: Kızartmadan önce servis edilen soğuk ve kıymetli
yiyecekler bu grupta toplanmıştır. Kaz ciğeri patesi, av etlen patesi, tavuk
pate, jambon mus, tavuk mus gibi yemekleri bu grupta sayabiliriz.
8. Sorbet (Şerbet): Sorbe veya şerbet ya da şuruplar diye
adlandırabileceğimiz bu grup tatlı içeceklerden meydana gelir. İçecekler çok
soğutulmuş olarak servis edilirler. Alkollü veya alkolsüz olabilirler. Daha önce
servis edilmiş yemeklerin tatlarını nötralize etmek ve ağız tadını değiştirerek
mideyi rotiye (kızartmaya) hazırlamak için servis edilirler. Günümüzde yalnızca
çok seçkin kişilerin katıldığı yemeklerde veya çok önemli günleri kutlamak için
hazırlanan zengin mönülerde servis edilirler. Buzlu nane şurubu, nar şurubu,
kızılcık şurubu, vanilya dondurmalı şampanya sorbet (zorbe) şuruplar için
örneklerdir.
9. Roti
(Kızartma): Bütün veya büyük parçalar halinde fırında ya da özel makinelerde
kızartılan yemeklerdir. Mönüde en önemli ve en ilgi çeken yemekler grubunu
meydana getirirler. Piliç roti, ördek roti, kaz roti, kuzu kızartma, domuz
kızartma, bıldırcın roti, sülün, roti kuzu baron, kuzu budu gibi yemekler
rotilere verilebilecek güzel örneklerdir. Piliç genelde piliç kızartma
makinesinde durmadan çevrilerek, diğer yemekler ise fırında kızartma tavasında,
zaman zaman fırın açılıp üstlerine kızartma sosu sürülmek ve altı üstüne
çevrilmek suretiyle kızartılırlar. Bu hazırlanış şekilleri sebebiyle yurdumuzda
rotiler için "çevirme" ifadesi de kullanılmaktadır. "Piliç çevirme, kuzu
çevirme" gibi.
10. Salatalar: Mevsimine göre çeşitli taze sebzelerden hazırlanan
salatalar bu gurubu meydana getirirler. Kıvırcık salata, marul salatası,
salatalık salatası, domates salatası, karışık salata, şef salata vb. Salatalar
mönüdeki yemeklerin özelliklerine göre değişik soslarla servis edilirler.
11. Sebze Yemekleri: Sebze yemekleri ve salatalar bazı kişilere göre bir
grup içinde sayılırlar. Burada bahis konusu olan sebze" yemekleri, rotiden sonra
servis edilen kıymetli sebzelerdir. Kuşkonmaz, taze fasulye bastı, zeytin yağlı
taze fasulye, sultani bezelye bastı, enginar dolması, zeytin yağlı enginar,
tereyağlı bamya, zeytin yağlı kereviz, sebze güveçleri, türlüler vb.
12. Tatlılar (Entremet): Burada "entremet" kelimesinin sözlük anlamı üzerinde
durmak faydalı olacaktır. Entremet Fransızca' dır ve iki kelimenin
birleşmesinden meydana gelmiştir. "Entre" - ara, "le met" - yemek; antremet de
ara yemek anlamına gelir.
Klasik mönüye baktığımız zaman, baştan itibaren yemeklerin birbiriyle çok güzel
bir uyum içinde sıralandığını görürüz. Rotilere kadar lirik bir uyum içinde
gelen yemeklerde, rotiden sonra bu uyumu bozan yemek grubunun girdiği göze
çarpar. Arada bir veya roti dahil önceki yemeklerle, mönü bilimindeki yemekler
arasında yenen yemekler diyebileceğimiz entremetler değişik karakterlerde
karsımıza çıkarlar.
Bazı gastronomların sebze yemeklerini de enıremet grubuna soktuklarını
düşünürsek entremetler üç genel gruba ayrılırlar.
a. Entremet legume (entremet legüm) sebze entremet,
b. Entremet sucree (entremet şükre) Tatlı entremet,
c. Entremet glacee (entreme glase) Dondurma enteremet.
Sebze yemekleri için daha önce örnekler verilmişti. Tatlılar kendi aralarında
sıcak ve soğuk tatlılar olarak ikiye ayrılırlar, Sıcak pudingler, krepler, sıcak
irmik helvası, künefe sıcak tatlılar için örnek verilebilir. Pudingler, suplar,
tulumba tatlısı, kadayıf, baklava, bülbül yuvası, krem karamel vb. tatlılar
soğuk tatlılardır. Çok soğuk servis edilenler ise parfe ve dondurmalardır.
Vanilyalı, çikolatalı, fıstıklı, karamelli vb. dondurmalar, çeşitli dondurmalar,
soslar ve meyvelerden meydana gelen kuplar (küp jack, küp Danimarka vb.) dir.
13. Savoriler: Tatlılardan sonra alınan, mide basımcı peynirli ve
baharatlı küçük yiyeceklerdir. Peynirli tartalet, küçük tostlar, küçük peynirli
börekler,
küçük pateler, peynir fur vb.
14. Dessertler: Klasik mönüdeki son grubu oluşturan yiyeceklerdir.
Peynirler, kompostolar, meyve salataları, taze meyvelerden meydana gelirler.
Peynirler: rokfor, gravyer, kaşer, çedar, emantaler vb. Meyveler: Elma. armut,
portakal, mandalina, muz, üzüm, erik, çilek vb. Kompostolar: Elma kompostosu,
ayva kompostosu, erik kompostosu, kayısı kompostosu vb.
C. KLASİK MÖNÜNÜN
ZAMANIMIZDA GÖSTERDİĞİ DEĞİŞİKLİKLER
Klasik mönü Fransız mutfağının gastronomi ilmine sağladığı bir katkı olmuştur.
Fakat bu mönünün değişerek zamana uydurulması işi de yine Fransızlar tarafından
yapılmıştır. Fransızlar çok eski zamanlardan beri yemek ve içki bilimine diğer
ülkelerden daha fazla önem vermişlerdir.
Klasik mönünün uzun yıllar uygulanmasından sonra, ekonomik şartların değişmesi,
insanların beslenme konusunda daha yeni bilgilerle donatılması yiyeceklerin
cinslerini ve miktarlarını da etkilemiştir. Sosyal ve ekonomik şartların
değişmesine paralel olarak klasik mönü de yavaş yavaş değişmiştir. Bu arada bazı
yiyecekler ortadan kalkarken, yeni bazı yemekler popüler olmuştur.
19. yüzyıldan itibaren çok yemek yeme alışkanlığı yavaş yavaş kaybolmuş, bunun
yerine az fakat daha besleyici yiyecekler ile beslenmek alışkanlık haline
gelmeye başlamıştır.
Yüzyılımızın ilk yarısında Fransız filozofu Brillat Savarın yemek psikolojisi
üzerine yazdığı eserlerle; Antonin Carâme (Antonin Karem) ve Aguste Escoffîer (Agust
Eskofiye) gibi ünlü aşçılar da Fransız mutfağına kazandırdıkları yeni
yemeklerle, klasik mönünün değişmesine büyük katkılarda bulunmuşlardır.
D. MODERN MÖNÜLER
Yukarıdaki şema incelendiği zaman bazı yiyecek ve içeceklerin artık mönü
sıralamasında olmadıkları görülür. Birçok yemek grupları da bir veya iki değişik
gruba dağılmışlardır. Balık yemekleri hem antre ve hem de ana yemek grubunda yer
almıştır. Salatalar başlı başına bir yemek olmaktan çıkmış, ana yemekle birlikte
verilir olmuştur. Antre et yemekleri, diğer hazır etler, rotelir, salatalar hep
birleşerek ana yemek grubunu oluşturmuşlardır.
Tatlı entremetler ile meyveler birleşerek hepsi dessert grubunda toplanmıştır.
Günümüzde hazırlanan çeşitli mönüler anık bu altı ana yemek gruplarından
seçilmekte ve bu sıraya göre servis edilmektedir. Modern mönüler üç genel
karakter gösterirler. Öğle yemeği genel olarak soğuk ordövrle başlar. Akşam
yemeği çorba ile. çeşitli ziyafet mönüleri de akşam olmasına rağmen soğuk ordövr
ile başlayabilir.
Modem öğle ve akşam yemeği mönülerini genel yapılan ve örnekleriyle ayrı ayrı
inceleyelim:
1. Öğle Yemeği Mönüleri:
Modern öğle yemeği mönüsü üç çeşit yemekten meydana gelir. Bu yemekleri modem
mönüdeki yemek gruplarına göre şöyle isimlendirebilir ve sıralayabiliriz:
a. Ordövr
b. Ana yemek
c. Dessert
Öğle yemeği mönüsünde yer alacak ordövrler sıcak veya soğuk ordövrler olabilir.
Ordövrün cinsine göre tek veya bir kaçı bir arada karışık ordövr şeklinde de
servis edilebilirler. Dikkat, edilmesi gereken nokta ordövrlerin kolay
hazmedilir cinsten olmalarıdır. Miktar olarak da öğle yemeğinde akşam veya
ziyafetlere göre daha az gramajlı olmalıdır.
Ana yemekler, modern mönü iskeletinde de belirtildiği gibi koyun, kuzu gibi
küçükbaş; dana, sığır gibi büyük baş kasaplık hayvan etleri; kümes hayvanları,
av etleri ve balık yemeklerinden birisi olur. Bunlardan yapılan kolay
hazmedilen, fazla ağır sos içermeyen bir yemek, uygun garnitürler ve salatadan
meydana gelir. Örnek olarak; ızgara veya haşlama balıklar, ızgara etler, sote
etler, turnedo, file minyon, şinitsel, kordonblö, döner kebap, piliç ızgara,
tavuk haşlama vb.
2. Akşam Yemeği Mönüleri:
Olağan akşam yemekleri de öğle yemekleri gibi üç çeşit yemekten meydana gelir.
Fakat ilk yemek ordövr değil çorbadır. Yemek için ayrılan süre daha uzundur.
Yemekten sonra da hemen çalışmaya başlama mecburiyeti olmadığı için yemekler
biraz daha ağır, hazırlanması ve servisi zaman alan cinsten olabilir.
E. MÖNÜ HAZIRLARKEN
DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
Mönü, bir öğünde veya bir restoranda servis edilecek yemeklerin belirli usuller
çerçevesinde sıraya konulmuş şeklidir. Öyleyse mönüyü meydana getirecek yemekler
ve bunların servis sırasına göre dizilişi sırasında bazı noktalara dikkat etmek
gerekir. Aksi halde rastgele seçilmiş ve sıralanmış yemekler grubu teknik olarak
mönü olmayacağı gibi, onu alan misafirleri de memnun etmez. Bu sebeple mönü
hazırlarken aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi gerekir.
1. Mönünün Hazırlanış Sebebi:
Bir mönü hazırlanırken sorulacak ilk soru, bu mönünün niçin hazırlandığıdır.
Yani mönünün sebebi olağan bir öğle veya akşam yemeği midir?
Yoksa düğün, nişan,
herhangi bir olayı kutlama, yeni yıl vb. bir sebeple mi mönü düzenlenmektedir?
Bu sorulara verilecek cevaplara göre hazırlanacak mönü değişik özellikler
gösterecektir. Mönü hazırlamayı gerektiren bazı sebepleri inceleyerek örnek
mönüler hazırlayalım:
a. Öğle Yemeği Mönüsü:
Olağan bir öğle yemeği için mönünün nasıl hazırlanacağı, örnekleriyle yukarıda
işlenmiştir. Öğle yemeği bir konferans, seminer vb. iş toplantıları için
hazırlanıyorsa daha da hafif olmasına özen gösterilmelidir.
b. Akşam Yemeği Mönüsü:
Olağan bir aksam yemeği mönüsü hazırlanışı, örnekleriyle yukarıda işlenmiştir.
Geç saatlerde yemek alan veya ertesi gün erken kalkacak gruplar için hazırlanan
mönülerde hazmı güç yemeklerden, acı veya çok baharatlı yemeklerden
kaçınılmalıdır.
c. Ziyafet Mönüsü:
Ziyafet mönüleri normal akşam yemeği mönülerinden daha zengin ve kalite yönünden
daha iyi olmalıdır. Misafirlerin özelliklerine, maddî durumlarına ve ev
sahibinin isteklerine uyularak mönü hazırlanır. Değişik gruplar için mönü
örnekleri aşağıda verilmiştir:
Ziyafet bir nişan veya düğün sebebiyle veriliyorsa mönüde mutlaka nişan veya
düğün pastası bulunmalıdır. Düğün mönüsünde davetli grubu küçükse mönü"
hazırlanabilir. Bu mönüdeki yemeklerin seçme, kaliteli yemekler olmasına özen
gösterilir. Kalabalık davetli grupları için açık büfe düzenlemek çok yaygındır.
Burada da ev sahibinin maddi durumuna göre yemek çeşitleri sayı ve kalite
bakımından farklı olabilir.
d. İftar Mönüsü:
Müslümanların Ramazan ayı boyunca oruçtan sonra aldıkları akşam yemeği
mönüsüdür. İftar yemeği genellikle iftarlık denilen küçük soğuk yiyeceklerle
başlar, kahvaltılıklar, çorba, et veya tavuktan yapılan ana yemek, salata,
börek, hoşaf (veya komposto), tatlı ve meyveden meydana gelir. İftar mönüsünün
servisi de bir ayrıcalık gösterir. İftarlıklar ve kahvaltılıklar masaya serpme
olarak konur. Bunlarla oruç açıldıktan sonra, çorba ve diğer yemeklerin
servisine geçilir. İftarlıklar genellikle ana yemek servisinde önce masadan
kaldırılır.
Buraya kadar
saydığımız mönü hazırlama sebepleri dışında mönünün servis edileceği grubun
özelliklerine, yemeğin şehir içi veya şehir dışında bir yerde servis edileceğine
göre yemekler dikkatle seçilmelidir. Grubun özelliği olarak dinî inanç ve
beslenme inançlarını gösterebiliriz. Müslümanların domuz eti yemedikleri,
hıristiyanların belli zamanlarda et yemedikleri, vejeteryanların ise hiç et.
tavuk, balık yemedikleri göz önünde tutulmalıdır.
2. Mevsim:
Mönü hazırlarken onun servis edileceği mevsim de göz önünde bulundurulmalıdır.
Çünkü yemeklerin insan bünyesine etkileri mevsimlere göre değişmektedir. Yazın
sıcak günlerinde yenen ağır kızartmalar, bol baharatlı ve
acı soslu yemekler, fazla yağlı yiyecekler sağlığa zararlıdır. Bu tip yemekler
özellikle yaşlı kişilerde sağlık problemleri doğurabilir. Akşamları yenen bu tip
yemekler uykusuzluklara sebep olabilir. Oysa kış mevsiminde rahatlıkla ağır
soslu, bol baharatlı yemekler yenebilir.
Yine yaz aylarında Öğle yemeklerinde unlu, kremalı çorbalar sıkıntı verir.
Onların yerine et suyu, konsome çeşitleri veya soğuk yiyecekler tercih
edilmelidir.
Mönüde mevsimde bol bulunan yiyecekler konulmalıdır. Çünkü:
- Her yiyecek mevsiminde tazedir,
- Her yiyecek mevsiminde daha besleyicidir,
- Nefasetleri mevsiminde doruk noktasındadır,
- Mevsiminde yenmeleri alışkanlık haline geldiği için misafirler tarafından
istenirler.
- Yiyecekler mevsiminde daha ucuzdur.
Mesela, ilkbaharda çilek, kuşkonmaz: yazın taze fasulye, patlıcan: mayıs.
haziran aylarında süt kuzusu: son baharda kavun, üzüm; kışın handi, kaz, yaban
ördeği gibi yiyecekler mönülerde yer almalıdır.
3. Yemeklerin Besin Değeri:
Mönüdeki yemeklerin çeşidi ve besin değeri, bir insanın günlük besin ihtiyacını
karşılayacak şekilde ayarlanmalıdır. Mönüdeki yemekler insanların yağ,
karbonhidrat, protein, mineral maddeler ve vitamin ihtiyacını karşılamalıdır.
Fazla sebze ve salata sebebiyle alınacak vitaminlerin bir kısmı vücutta
kullanılmayıp atılacaktır. Öyleyse gerektiğinden fazla sebze ve salata maliyet
yükseltmekten başka işe yaramaz.
Mönüde hep aynı cins besin maddelerini içeren yemeklerin bulunması doğru
değildir. Aynı cins besin maddelerini içeren yemeklerden meydana gelen mönüler
karın doyururlar, fakat dengeli bir beslenme sağlamazlar.
Yemeklerin besin değerleri, mönüyü alacak kişilere göre ayarlanmalıdır. Gençler
ve sporcuların günlük enerji ihtiyacı normal insanlara göre daha fazladır. Ağır
işlerde çalışanlar büro işi yapanlara göre daha fazla miktarlarda ve daha çok
enerji veren yiyeceklere ihtiyaç duyarlar.
Misafirlerin cinsiyetleri de önemlidir. Hanımlar fazla kalorili ve fazla
baharatlı yemeklerden hoşlanmazlar. Onlar için tatlılar ve hamur işlerinden
ziyade sebzeler, yağsız etler, meyveler tercih edilmelidir.
Yaşlıların ihtiyaç duyduktan besinleri kolay hazmedilen sebzelerden, tavuk ve
balık gibi beyaz etlerden almaları gerekir. Bu gibilerin yemeklerinde hayvansal
yağlardan kaçınılmalı, bitkisel yağlar kullanılmalıdır.
4. Mönünün
Ekonomik Yönden Uygunluğu:
Mönü hazırlarken unutulmaması gereken bir konu da şudur: En iyi mönü, en güzel
ve en pahalı yemeklerden meydana gelen mönü değildir. Her yemek herkes
tarafından sevilmeyebilir. Bir kimse için çok nefis olan yemek, bir başkası için
ağıza alınmayacak kadar kötü olabilir. Mönü hem misafirler ve hem de işletme
yönünden değerlendirilmelidir.
Hazırlanacak olan mönü misafirleri maddî yönden sıkıntıya sokmamalıdır. Bunun
için mönüyü alacak misafirlerin sosyal ve ekonomik durumları göz önünde
bulundurulmalıdır. Öğrenciler, işçiler, memurlar için fiyat yönünden daha uygun
mönüler hazırlanmalıdır. Çünkü bu kişilerin ödeme gücü sınırlıdır.
Genel olarak orta yaşın üstündeki kişiler maddî yönden daha iyi durumdadırlar.
Aynca toplumda doktorlar, müteahhitler, tüccarlar, yöneticiler maddî yönden
diğer kişilere göre daha iyi durumdadırlar. Bunlar için hazırlanacak mönüler
daha pahalı ve kıymetli yemeklerden olabilir.
Mönülerin ekonomik yönden uygunluğu sadece misafirler yönünden değil, işletme
yönünden de önemlidir. En güzel ve en pahalı yemeklerle mönü hazırlayıp ucuz
fiyata satmak yetmez. Mönü hazırlayıp satmak bir ticaret işidir ve sonunda kâr
beklenir. Hazırlanan mönüler işletmeye beklenen kân getirmiyorsa, o işletme için
iyi mönü değildirler. Aynı gruptan daha ucuz yemekler seçilerek mönüler işletme
yönünden de kârlı hale getirilebilir. Meselâ, konsome yerine et suyu veya sebze
çorbası, bonfile yerine biftek, kılıç balığı yerine uskumru, çikolatalı bir
tatlı yerine, kadayıf veya Kemalpaşa tatlısı konarak mönü çok daha ucuza mal
edilebilir.
5. İşletme İmkânları:
Mönü hazırlarken işletmenin teknik imkânları ve personel durumu göz önünde
bulundurulmalıdır. Mutfağın donanımı, ocakların ve fırınların kapasitesi,
hazırlanan yemeklerin servis saatine kadar saklanacağı dolapların kapasitesi
önemlidir. Mutfakta yemekleri üstten kızartacak salamander veya fırın yoksa
mönüye graten yemek koymak çok büyük hata olur. Izgara yüz kişilik kapasiteye
sahipse 250 kişilik bir mönüye ızgara yemek koyamayız. Bu örnekler de gösteriyor
ki, mönü hazırlarken işletmenin teknik donanımı ve araç gereçleri göz önünde
bulundurulmalıdır.
Bir başka nokta da personelin bilgi, beceri ve sayısıdır. Yaprak hamuru bilmeyen
ustadan talaş böreği yapmasını bekleyemeyiz. Servis personeli için de durum
aynıdır. Hazırlanması ve servisinin nasıl yapılacağı personel tarafından
bilinmeyen yemekler de mönüye konulmamalıdır.
F. MÖNÜDEKİ YEMEKLERİN
BİRBİRLERİYLE İLGİLİ
Mönüyü meydana
getiren yemekler birbirleriyle ilgilidir. Bir yemek tek başına çok sevilen,
güzel ve pahalı bir yemek olabilir. Fakat bu yemek kendinden önce ve sonra uygun
yemeklerle beraber bir mönüye konup servis edilmezse değerini kaybedebilir.
Yemeklerin diğerleriyle uyuşup uyuşmadıklarına bakılmadan mönüye konmaları hem
mönünün hem de kıymetli yemeğin değerini düşürür. Mönüye konacak her yemeğin
özellikleri incelenmeli, kendisinden önceki ve sonraki yemekle bağdaşıp
bağdaşmadığına bakılmalı ve mönüye ondan sonra konulmalıdır.
Bir mönüdeki yemekler seçilirken şunlara dikkat edilmelidir:
1. Ana yemek: Her mönünün değeri, mönüdeki ana yemeğe göre belirlenir. Bu
sebeple ana yemek dikkatli seçilmelidir. Ana yemek de kendinden önceki ve
sonraki yemeklere göre seçilir. Havyarla başlayan bir mönüde ana yemek bonfile,
kontrfile, kuzu baron, sülün kızartma gibi kıymetli bir yemek olmalıdır.
Ana yemek mevsime ve mönünün hazırlanış sebebine uygun olmalıdır. Denizciler
için balık, avcılar için av eti, yıl bası mönüsünde hindi kızartması gibi.
Ana yemek aynı zamanda misafirlerin özelliğine de uymalıdır. Yaşlılar için beyaz
etler seçilmeli, müslümanlar için domuz eti kullanılmamalıdır.
2. Servis Sırası: Mönüdeki yemekler klasik mönüdeki sıraya göre dizilmeli
ve servis edilmelidir. Uzun yıllar sonunda ortaya çıkmış olan ve insanların
yemek kültürlerine uygun olan bu sıra çok önemlidir. Çorbayı soğuk ordövrden
önce, balığı koyu renkli ellerden sonra veya tatlıyı ana yemekten önce vermek
misafirleri kötü yönde etkiler. Buna meydan vermemek için yemekler klasik
mönüdeki sıraya göre dizilmeli ve servis edilmelidir.
3. Sebze Yemeği: Mönüde bir sebze yemeği varsa bu, ana yemekten sonra
verilmelidir. Rotiden sonra verilecek sebze yemeği, ona uygun değerde olmalıdır.
Semiz otu, lahana gibi sebzeler yerine bezelye, taze fasulye, mantar, kuşkonmaz
gibi kıymetli sebzeler tercih edilmelidir.
4. Garnitürler: Mönü hazırlarken garnitürler değişik yönlerden dikkate
alınırlar:
a. Garnitürler Tekrarlanmamalıdır: Bir mönüde birkaç ana yemek varsa
bunların garnitürleri tekrarlanmamak, her yemek için ayrı garnitürler
verilmelidir. Balıkla patates verilmişse, et yemeği ile sebze garnitürleri
verilmelidir. Bu kuralın istisnası kıymetli sebzelerdir. Mantar, kuşkonmaz gibi
kıymetli sebzeler gerekirse bir mönüde iki kere verilebilir.
b. Sebze Garnitürlerin Mevsime Uygun Olmalıdır: Sebze garnitürleri
mevsimin taze sebzelerinden seçilmelidir. Çünkü taze sebzeler daha körpe
olurlar. Lezzetleri de çok iyidir. Fiyat olarak ucuzdurlar. Ayrıca misafirler de
taze sebzeleri konservelerine tercih ederler.
c. Garnitür
Yemeğe Uygun Olmalıdır: Gerek sebze ve gerekse diğer garnitürler, birlikte
servis edilecekleri yemeğe uygun olmalıdırlar. Uygunluk insanların yemek
kültürüne ve damak zevklerine göre belirlenmiştir. Aksine hareket misafirlerde
memnuniyetsizlik yaratır. Balıklarla hazırlanmış patates, fırında hazırlanmış
etlerle püre, firitözde hazırlanmış et, tavuk yemeklerine kızarmış patates,
ızgaralara sebze soteleri uyar. Tava etlerle de pilav ve bazı hamur işleri ile
sote sebzeler (bezelye, havuç, Brüksel lahanası, taze fasulye, manta vb.)
verilir.
d. Patates Garnitürleri: Patates çok değişik şekillerde hazırlanarak
yemeklerin yanında garnitür olarak verilir. Bir mönüde birkaç patates garnitür
verilecekse şu sıraya uyulmalıdır:
- Naturel patates (püre, haşlama, salata vb.),
- Fırın ve Sote patates çeşitleri (Düşes, röşti, arına, fondam vb.)
- Kızarmış patates (kibrit patates, cips kroket vb.),
5. Salata: Salata ana yemekle birlikte verilir. Klasik bir yemekte
rotiden sonra ayrı bir yemek olarak da servis edilebilir. Mönüde sebze yemeği ve
sebze garnitürleri yeteri kadar varsa salata verilmeyebilir. Ana yemeğin
garnitürü pilav, hamur işi veya patates çeşitlerinden biriyse salata mutlaka
verilmelidir.
6. Yemeklerin Hazırlanış Usulleri: Yemeklerin hazırlanış usulleri
birbirinden farklı olmalıdır. Üst üste iki haşlama yemek, (balık haşlama, kuzu
haşlama vb.) iki veya fazla graten, (soğan çorbası graten, sebze graten vb.)
olmamalıdır. Bir mönüdeki yemeklerin hazırlanış usulleri şöyle sıralanmalıdır:
- Haşlamalar,
- Buğulamalar,
- Tavalar,
- Izgaralar,
- Fırınlar,
- Rotiler.
7. Yemeklerin Renkleri: Mönüdeki yemeklerin ve çorbaların renkleri
değişerek devam etmelidir. Arka arkaya bir kaç koyu veya açık renkli yemek ve
çorba servis edilmemelidir. Bu kural soslar için de geçerlidir.